29 Mayıs 2013 Çarşamba

Bütün malım ve mülkümle.

  

"Boşanma, iyi huylu, yumuşak başlı, eğitimli insanlar arasında gerçekleştiğinde bile, değdiği her şeyi kaplayan ve solduran bir toz bulutu kaldırır çoğu kez. Mahremiyetin alanı, paylaşılmış yaşamın o biraz dalgın, korunmasız güveni, ilişki koparıldığı anda öldürücü bir zehire dönüşmüştür sanki. İnsanlar arasındaki yakınlık, sabırdır, hoşgörüdür, saplantılar ve tuhaf huylar için bir sığınaktır. Açığa çıkarıldığında içindeki zaaf ânını da belli eder ve boşanmada da böyle bir açığa çıkma kaçınılmazdır. Güvenin bütün envanterine el koyar boşanma. Daha önce sevgi ve özenin göstergeleri olan şeyler, barışın ve karşılıklı uzlaşmanın imgeleri, bağımsız değerler olarak serbest kalırken, kötücül, soğuk, habis yönlerini de gösterirler. Profesörler, ayrıldıktan sonra, karılarının dairelerine gizlice girerek yazı masalarının çekmecelerinden bir şeyler aşırırlar ve hali vakti yerinde kadınlar da eski kocalarının vergi kaçakçısı olduğunu ifşa ederler. Evliliğin şu evrensel şefkatsizlik içinde insanca hücreler kurmanın son imkânlarından biri olduğu söylenebilir belki; ama evrensel de evliliğin bozulmasıyla kendi öcünü alır: Kural dışı kaldığını sandığımız şeye el koyarak onu hakların ve mülkiyetin yabancılaşmış taleplerine bağımlı kılar, hayali bir güvenlik içinde yaşamış olanları alaya alır. Tam da en korunmuş olan şey hunharca meydana çıkarılarak teşhir edilir. Ayrılmış çift daha önce ne kadar "cömertse", mülkiyet ve yükümlülük gibi şeylere ne kadar az kafa yormuşsa, alçalışı da o kadar sefilce olur. Çünkü çekişmenin, sövgünün ve sonu gelmeyen çıkar çatışmalarının asıl gelişme ortamı, tam da bu hukuksal olarak belirsiz, tanımlanmamış alandır. Evlilik kurumunun altındaki bütün o karanlık temel; karısının emeği ve mülkiyeti üzerinde kocanın o barbarca iktidarı; bir erkeği yatmaktan vaktiyle zevk duyduğu bir kadınla evlenmeye zorlayabilen ve bir öncekinden daha az barbarca olmayan o cinsel baskı - ev yıkılınca bütün bunlar da mahzenlerden ve temellerin arasından sürünerek gün ışığına çıkarlar. Daha önce iyi evrenseli kapalı ve kısıtlayıcı bir bağlılığın içinde bulmuş olanlar, şimdi toplumun baskısı altında, dışardaki kısıtlanmamış kötülüğün evrensel düzeninden hiç farklı olmayan alçaklar olarak görmek zorunda kalırlar kendilerini. Evrensel, evlilikte tikelin utanç lekesi olarak açığa vurur kendini, çünkü bu toplumda tikelin, demek evliliğin, doğru evrenseli gerçekleştirmesi imkânsızdır."

Minima Moralia, Theodor W. Adorno.

7 Ağustos 2011 Pazar

17 Haziran 2011 Cuma

Mecidiyeköy-Taksim Hattı

Otobüs sabaha karşı 04:00'de Taksim'den kalkıyordu. Erkendi. Vakit boldu. Mecidiyeköy'den Taksim'e yürümeye karar verdim (Aslında 01:30'da kalkıyordu ama yürüyerek gittiğim için otobüsü kaçırdım ve mal mal Taksim'de gezindim, ortaya bunu mini gezinti yazısı çıktı).


İşte Mecidiyeköy köpek imparatorluğunun protagonisti "Low Polygon Köpek". Gerçekten de aksiyonu bol Mecidiyeköy'de Tanrı optimizasyona ihtiyaç duymuş ve bu harika yaratığı mümkün olduğunca az poligonla dünyaya getirmiş. 3 adet içiçe geçmiş dikdörtgen prizmadan oluşuyor. Az poligon sayesinde en karmaşık sahnelerde bile takılmadan hareket edebiliyor. Çok uzun süredir burada, en azından 20 yaşında olduğunu tahmin ediyorum. Güzel bir hayvan lovpoligonköpek... Sevilebilitesi yüksek.


4 senedir bu etapta bu saatte ilk yürüyüşüm. Trans nüfusunda bir değişiklik yok. AKP iktidarında her şey eskisi gibi devam ediyor. Yalnız Şişli civarındaki trans kardeşler askerlik arkadaşlarımı andırırken Elmadağ'dan itibaren Jenna Jameson estetiğine doğru güzellik grafiği yukarı tırmanıyor. Yukarıda en sevdiğim Sega Dreamcast oyunlarından biri "Space Channel 5"dan fırlamış bir kardeşi görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Kamera ancak bu kadar çekebiliyor. Çekmemesi daha iyi tabi (to serve and guard the innocent)


Bu İstiklal caddesinden Selanik'te paralel olarak beş tane var. Hiçbiri bu kadar kalabalık değil. 50 metrede bir kiosklarıyla olsun, şahane kitapevleriyle, ucuz ferah kafeleriyle olsun Beyoğlu'na beş çeker. Kalabalığından, unutmak istediğim bazı anılardan dolayı burayı sevemiyor, insanlar neden buraya mahkum anlayamıyorum. Anca bu saatlerde tenhalaşınca biraz çekilir oluyor...



Güzel bir İş Bankası reklamı olur bu foto: "Paranız bizdeyken istediğiniz her yerde huzurla uyuyabilirsiniz"