12 Haziran 2007 Salı

Bilgisayar oyunlarında eski günlerdeki gibi eğlenememek



Lisede, bundan 10 yıl önce falan, geç kalmış komünist hatunlardan biriyle "hoşlanma durumları" yaşıyorduk. Hatırladığım sahne; dışarıdan hayvan gibi gelen güneş ve millet bahçede top oynarken bizim sınıfta cereyanı düşük bir muhabbet çeviriyor oluşumuz. Bir noktada kız "Metal müziği sevmeyiz, çünkü hep eleştirir ama sorunun kaynağına inmez" dedi. Aynı kızı geçenlerde bir arkadaş görmüş, İzmir Basmane Tren Garı'nın üzerinde yaşıyormuş. (Detaylar önemli değil) Bu kadar zamanda neye çözüm ürettiğini bilmiyoruz, ama belirttiği fikir doğruydu ve ben de eskiden hayatımın önemli bir parçası olan bilgisayar oyunlarının şimdi neden baydığı hakkında bir iki fikir atayım ortaya istiyorum.

Sebep 1 : Bilgisayara sahip yaş grubu. 15 yıl önce, bilgisayar diye bir şeyin varlığını bile bilmek için belirli bir yaş, kültür, eğitim ve yabancı dil düzeyine sahip olmak gerektiğinden o yıllarda yapılan oyunlarda sanatsal faktörler, hikaye derinliğine gösterilen özen daha başkaydı. Tabi kastettiğim periyod en sevdiğim olan 1989-1994 arası.

Sebep 2 : Photo Realism. Bilgisayar ve konsolların 8-16 bit dönemlerinde foto gerçekçi oyunlar yapmak imkansıza yakın olduğundan üreticiler gerçek gibi görünmemesinde sakınca bulunmayan bilim kurgu / fantezi temalı oyunlara yükleniyorlardı. Bu da ortaya üreticinin de oynayanın da yaratıcılığını zorlaması gerektiren ürünlerin çıkmasına neden oluyordu. Şimdiki oyunlarda çekilen bir fotoğrafı pc'de modelleyen oyun yaptım diye çıkıyor ortaya. Böylece oyunlar gerçek hayata yakın oluyor.. da.. Gerçek hayattan beklentim olsa gider kaldırıma çökerim, internet kafecinin çocuuyla son BMW'ler üzerine muhabbet ederim.

Sebep 3 : 90'ların favori akımı olan sanatta minimalizm. Ciddi ciddi hafif entelektüel bu başlığı attığım için şaşkınım ancak durum bu. Müzikten edebiyata tüm sanat ürünlerinin nitelik bakımından detaysız ve yalın oluşu akımı oyunlara da etki etti. Eskiden tanınmış bir Rock grubu olabilmek için ileri düzey gitar tekniği vs. gerekirken şimdi kedi yavrusu gibi mıyıldayan bir vokal yapmanın yeterli olması durumundan bahsediyorum. Oyunlar da geçmiş ya da gelecekte geçen türler bile olsalar, bolca bugünün konuşmalarına, tarzlarına ayak uydurdular. Yalın, kavraması kolay bir hale büründüler. Bize de "bunu mu oynuyonuz lan sabahlara kadar" demek düştü.

Sebep 4 : Teknolojik kısıtlardan ötürü hayal gücüyle tamamlama olayı. Bilen bilir Amiga'da Lost Patrol isminde bir oyun vardır. Oynadığınız karakterleri hiçbir zaman aksiyon üzerinde görmezsiniz, haritada birer noktadırlar. Ancak bir ölüm kalım vs. olduğunda hüzünlü pixel art'larla temsil edilirler. Bu durumda boşlukları oyuncu tamamlar, kafasında canlandırdığı sahnelerle saatler geçirir ve doğal olarak bundan bulunmaz bir tatmin yaşardı. Şimdinin oyunlarında her türlü görsel/işitsel hatta dokunsal (force feedback) öğeler hazır olarak verildiğinden oyuncu TV izler modda, her şeyi hazır alıyor.

Sebep 5 : Bilgisayar sahibi olmanın artık marjinal olmayışı. Oyunlara en çok ilgi gösterdiğimiz okul yıllarında; bütün sınıf abik gubik işlerle uğraşır, akşamları gol şov izlerken komplike bir sistem üzerinden oyunlar oynamak kişinin kendini toplumdan farklı, daha bir tekno hissetmesine neden olurdu. Artık böyle bir olay kalmadı elbette.

Sebep 6 : Çocukluğun verdiği lüzumsuz şeyleri keşfetme isteğinin yitişi. Takip eden dönemde de iş hayatının insana yüklediği baymışlık, kolunu kaldırmadan önce tereddüt etme modu. (Yorumun için sağol Mali, yazılarımı senin gibi genç kızların okuyor oluşu beni mutlu ediyor)

Yakın tarihli oyunlardan Championship Manager, Morrowind, Winning Eleven dışında "sabah kalksam da bir oynasam" dediğimiz örnekler pek çıkmadı açıkçası. Dune 2, Street Fighter 2, Doom gibi yeniliklerle ya da deli gibi kendine has ambiyansla gelen ciddi oyunları göremez olduk. Niye tek yazar yazdığı halde metin dili olarak çoğul şahıs kullandığımızı biz de bilmiyoruz.

2 yorink:

Cyrano dedi ki...

Hiç bir derinliği yokmuş gibi dümdüz ilerlediğimiz River Raid, tek ekranda binlerce saatimizi yiyen, Warlock öldüreceğiz diye Joystick kırdırtan Wizard Of Wor, sırtında helikopter pervanesiyle bitmek bilmeyen H.E.R.O.; Sonra Barbarian, Prince Of Persia, ödümüzü bokuza karıştıran Alone in The Dark şimdi nerde bu ayarda oyunlar. 60 tane tip tasarlayıp bir oyuna koyuyorlar, hayal gücünü zorlamıyor, strateji üretmiyor, o oyunu oynamak için fedakârlık bile yapmıyorsun. 95 yılında yapılmış bir Starcraft halen dünya çapında turnuvaları düzenlenen, dünyanın en çok satılan oyunlarından biri? Niye, çünkü bir şey yaratmış adamlar. Şimdi kolay olan çıkan bir filmin oyununu yapmak veya bir kitabın, çizgi romanın ya da başka bir oyunun... Tadı yok kardeşim, doğru söylüyorsun.

Yalnız şu da var ki, şimdi benim Eş-dost'la oynanan oyunlar (PES, Starcraft, BFMEII, RiskII, Company of Heroes) haricinde başka bir oyuna harcayabilecek vaktim yok, büyüdük, dönemimiz geçti, idrakımız yavaşladı, gelecek kaygıları çöktü, kendi başına ayakta durmak zorunluluğu bütün boş vakti esir aldı. Oyun oynayacağın yerde bulaşık yıkamak, fatura yatırmak, iş yapmak, yemek hazırlayıp karnını doyurmak zorundasın. O da böyle fütursuzca oyunlar içinde kaybolmayı engelliyor tabii.

Bir evrimin içinden geçiyoruz. Yeğenim mesela, iki gün boyunca hiç uyumadan, bir şey yemeden "knight" oynadığını biliyorum. Internet kesilince "intihar ederim ben, dayanamam" diyor ki sadece o değil, milyonlar var bu şekilde kendini kaptırmış. Sadece "knight" oynatan internet kafeler, World of Warcraft'ta börtü böcek doğrayıp kariyer yapmak için sosyal hayatın her şeyini yok sayan yeni bir nesil var. Second Life, zart zurt bilirsiniz işte. Yani aslında kendini oyunlara teslim eden ve "başka bir hayat" yaşadığını düşünen, oynadığı oyunlar ve kendini içinde bu saydığı bu oyunlara/teknolojilere meraklı grup yüzünden "biz farklıyız" diyen bir nesil var gerimizde, derinliğini bilmediğimiz.

Kısacası, oyunlarda kendini kaybeden, eğlenen, yaratıcılık görenler var halen, ve sanırım bizim yaşımız geçti. Bundan sonra varsa yoksa nostalji. Ancak onlara hakimiz çünkü.

(Yıllarımı verdiğim Championship Manager'in yeni versiyonunu Türkçe karakter seti kullanan windows'a kurulmamasından dolayı saniyesinde silmem; onsuz bir gün geçirmezken aylardır elimi sürmemem de, bir ara oturup incelemem gereken ayrı bir husus.)

Ellerine sağlık.
Network oyunları falan oynarım, oyuna gelirim dersen hamachi'den bekleriz.

User: dalabal
pass: kafagoz

sevgiler.

haggard dedi ki...

yorum yapcam buna.

şimdi. bence bu, türklerin, yani bizim, daha doğrusu geç yetmişler ve erken seksenler kuşağının home computing mevzuunu, ve bilgisayar oyunlarını algılayışı ekseninde bakılabilecek, bir "coming of age" meselesi.

oradaydık.

oyun oynadık.

beğenilerimiz şekillendi.

birkaç keyword vereceğim:

monkey island. shadow of the beast. fighter bomber. arkanoid.

bu amına kodumun oyunlarını oynadık.

taraflar seçildi. favoriler belirlendi. bizle beraber büyüyen oyun zevkimiz, bize uydu, duruldu sonunda. tatmin olduk. şimdi 25-30 yaşında adamlarız. ben her ay level alıp okuyorum hâlâ. ama artık senede bir ekran kartı almıyorum yeni çıkan oyunları oynayabilmek için. company of heroes çıkıyor, dergiler 98 puan veriyor falan. ben merak edip alıp kurmuyorum bile. bir doyum mevzubahis. artı türküz biz, büyüdükçe zihnimize yerleşen "kocaman adam çocuk gibi oyun mu oynarmış" zihniyeti var. kızmıyorum. korkuyorum. ps2 aldım geçenlerde, bikaç günde bir açıp iki el pes6 attırıyorum. sonra arada rare gem mahiyetinde çıka gelen flash oyunları var. desktop tower defense misali. arada açıp iki el oynuyorum, günlük oyun dozumu alıyorum başka mecralara akıyorum.

karışık aslında oyunlarla ilişkimiz. 25 yılda oyunların geldiği nokta muazzam. ama nitelik olarak bişey yok ortada. zamane gençlerinin "off olm gerçek gibi laan" deyip bayılarak oynadığı gerçek-üstü-3d-realtime-texture-mapping-hede oyunlar bizi zerre etkilemiyor çünkü ne bileyim, zamanında sid meier's pirates! oynadık biz. işte böyle beylik cümlelerle bitirmek istedim yorumumu. bak aşağıda:

oyun endüstrisinin gelişiminden söz edecek olursak, bu ancak tek taraflı bir gelişim olabilir. tekniğin gelişimi karşısında hayalgücü, belki de zorunlu olarak, sürekli geriledi. belki de bundan, 15 sene öncesinin basitin basiti oyunlarını, şu an piyasada "decent" kabul edilen oyunlara yeğ tutmamız. (yeğ tutmak diye bişey var mı ve siki tutmakla ilişkilendirilebilinir mi diyerek bitiriyorum)

Radyo Merasturda Enkeste