"Aman" diyorlar, "aman dikkat edin de yediğiniz şeylere mikroogranizmalar bulaşmasın".
Gayri ihtiyari bazı makaleleri okurum. Geçen gün yine ismi lâzım değil bir yerde rastladım, adamım özetle diyor ki "yediğiniz içtiğiniz temiz olsun, yoksa mikroorganizmalar çıkar iki dakika lezzet alacağım derken geberir gidersiniz." En yapılmaması gereken şeyleri bir kaç madde halinde sıralamış, görelim uğur'cum:

.Tezgâh üzerinde çözdürme işlemi yapmayın
.Yemekten arta kalanları tezgâh üzerinde bekletmeyin
.Çiğ et ve sebzeyi aynı bıçakla kesmeyin
.Aynı kaşıkla yemeği karıştırıp tadına bakmayın
.Kirli kesim tahtası kullanmayın
"Ülan" dedim "tribini yiyim, nasıl yaşıyorum lan ben hala hoca yav?"? Bunların hepsini yapıyorum, eksiksiz. Üstelik mesela son kullanma tarihi geçmiş her ürüne kafadan 2 ay da ben süre veririm. Akşam makarna yaparım, artanı ocakta kalır, sabah üzerine mayonez-ketçap sos yapar yerim. Geçenlerde Gökhan'la yumurta yapıyoruz kahvaltıya, üzerine kapatacak gazete bulamadım, bu "kesim tahtası" niyetine kullandığımız bir koca plastik taban vardı, onu koydum tavanın üzerine, öyle unuttum, mutfağa gittik, plastik erimiş, yumurtanın üzerini kaplamış bir güzel. Son yumurta, son malzemeler kardeşim? Böyle ince ince konuşuyon, dışarı çıkıp yumurta alır mısın bir daha, bi daha bekler misin? Neticesinde biz de plastik soslu yumurtayı bir güzel yedik kardeşim. Öyle de güzeldi, öyle de lezizdi. Büyük parça plastik gelirse ağzına çıkarıp kenara koyuyorsun. O kadar.
Sonra bi düşündüm aramın korktuğu şey mikroorganizma. Gözle bile görülmüyor. Demek ki yemeğinden böcek çıksa, reçeline sinek düşse bir ay yemek yiyemez bu oğlan. Olmaz öyle şey. Sebzeye, meyveye inanan insan, "Allah her şeyi bizim için yaratmış" deyip ısırgan otundan tut, karidese, kerevizden tut, işkembeye her şeyi yiyebilen bir insan gelmiş mikroorganizmaya laf atıyor. Mikroorganizma dediğin şey candır be. Yemeğin, içmeğin lezzetini mikroorganizma verir.
Dibi tutmuş pilava, 2 gün beklemiş suyu çekilmiş menemene, çiğköfteye, dolapta kendi suyunun içinde unutulup sümük gibi olmuş peynire, 1 hafta bekletilip sulanmış sarmısaklı mayonezli makarnaya, 3 günlük ayran çorbasına, 4 kere ısıtılıp yenmediğinden tekrar dolaba koyulup, sonraki sefer çıkarıldığında suyu kalmamış olmasına rağmen lezzeti tavan yapan şehriye çorbasına mikroorganizma membağı, kirli yemek, güvensiz, mikrop yatağı diyen adamın da sırf ağız tadından değil, insanlığından şüphe ederim.
Bana geliyorlar, yok karışık yeme, birbirine karıştırma, onun tarihi geçmiş yeme, o bozulmuştur dökelim falan diyorlar. En çok da kadın cinsi. Aha bu nazlı kadın cinsi. Sonradan görme, burnu havada bizim Türk kadını. lan gidin. sizden de şüphe ederim.
Türk kadını hususuna başka zaman girerim. Ama bildiğim şu ki, başka milletin çocuğu olsaydım, bu Türk kadınına "burnu büyük, kötü kalkık" der, inan olsun dönüp bakmazdım. Ne lan kadın oldunuz diye, erkekler mecburen size muhtaç diye bu milletin çektiği. Madem burnun havada, madem kimseyi beğenmiyon, aynaya bakmadan, kendini bi rus kızıyla, bi finlandiya ortalamasıyla karşılaştırmadan prenses gibi dolanıyon, dönüp gelip bana mikroorganizma demeyin kardeşim. (öyle tırışkadan polemik yapayım dedim, arama motorlarında "türk kadını" çok aranıyormuş).
Gayri ihtiyari bazı makaleleri okurum. Geçen gün yine ismi lâzım değil bir yerde rastladım, adamım özetle diyor ki "yediğiniz içtiğiniz temiz olsun, yoksa mikroorganizmalar çıkar iki dakika lezzet alacağım derken geberir gidersiniz." En yapılmaması gereken şeyleri bir kaç madde halinde sıralamış, görelim uğur'cum:

.Tezgâh üzerinde çözdürme işlemi yapmayın
.Yemekten arta kalanları tezgâh üzerinde bekletmeyin
.Çiğ et ve sebzeyi aynı bıçakla kesmeyin
.Aynı kaşıkla yemeği karıştırıp tadına bakmayın
.Kirli kesim tahtası kullanmayın
"Ülan" dedim "tribini yiyim, nasıl yaşıyorum lan ben hala hoca yav?"? Bunların hepsini yapıyorum, eksiksiz. Üstelik mesela son kullanma tarihi geçmiş her ürüne kafadan 2 ay da ben süre veririm. Akşam makarna yaparım, artanı ocakta kalır, sabah üzerine mayonez-ketçap sos yapar yerim. Geçenlerde Gökhan'la yumurta yapıyoruz kahvaltıya, üzerine kapatacak gazete bulamadım, bu "kesim tahtası" niyetine kullandığımız bir koca plastik taban vardı, onu koydum tavanın üzerine, öyle unuttum, mutfağa gittik, plastik erimiş, yumurtanın üzerini kaplamış bir güzel. Son yumurta, son malzemeler kardeşim? Böyle ince ince konuşuyon, dışarı çıkıp yumurta alır mısın bir daha, bi daha bekler misin? Neticesinde biz de plastik soslu yumurtayı bir güzel yedik kardeşim. Öyle de güzeldi, öyle de lezizdi. Büyük parça plastik gelirse ağzına çıkarıp kenara koyuyorsun. O kadar.
Sonra bi düşündüm aramın korktuğu şey mikroorganizma. Gözle bile görülmüyor. Demek ki yemeğinden böcek çıksa, reçeline sinek düşse bir ay yemek yiyemez bu oğlan. Olmaz öyle şey. Sebzeye, meyveye inanan insan, "Allah her şeyi bizim için yaratmış" deyip ısırgan otundan tut, karidese, kerevizden tut, işkembeye her şeyi yiyebilen bir insan gelmiş mikroorganizmaya laf atıyor. Mikroorganizma dediğin şey candır be. Yemeğin, içmeğin lezzetini mikroorganizma verir.

Bana geliyorlar, yok karışık yeme, birbirine karıştırma, onun tarihi geçmiş yeme, o bozulmuştur dökelim falan diyorlar. En çok da kadın cinsi. Aha bu nazlı kadın cinsi. Sonradan görme, burnu havada bizim Türk kadını. lan gidin. sizden de şüphe ederim.

Türk kadını hususuna başka zaman girerim. Ama bildiğim şu ki, başka milletin çocuğu olsaydım, bu Türk kadınına "burnu büyük, kötü kalkık" der, inan olsun dönüp bakmazdım. Ne lan kadın oldunuz diye, erkekler mecburen size muhtaç diye bu milletin çektiği. Madem burnun havada, madem kimseyi beğenmiyon, aynaya bakmadan, kendini bi rus kızıyla, bi finlandiya ortalamasıyla karşılaştırmadan prenses gibi dolanıyon, dönüp gelip bana mikroorganizma demeyin kardeşim. (öyle tırışkadan polemik yapayım dedim, arama motorlarında "türk kadını" çok aranıyormuş).
Yorumlar
Gerçi insan vücudunun çok büyük bir kısmını bakteriler oluşturuyormuş aslında. Çoğu sistemi (sindirim, vesaire) bakteriler yönetiyormuş. Biz de kendimize insan diyoruz.
yukarıda saydığım iğrenç şeyleri yaşamak istemiyosanız valla dikkat edin mikroogranizmalara. bu meretler bazı kan değerlerini 0-5 arasında olması gerekiken 80 lere fırlatabiliyolar.